Böyle Kanunu’na göre, bir gazın hacmi, basıncı ve sıcaklığına bağlıdır. Havada 3000 m.’den yukarda ve suda 10 metreden aşağıda gaz basınç değişimi hissedilir hale gelir.
Bu durumda dalgıçlar, pilotlar ve uçuş personelinde buna bağlı diş problemlerin ortaya çıkması normaldir. Dalgıçlar arasında “dalgiç ağız sendromu” olarak adlandırılır ve bu diş ağrılarına “barodentalji” adı verilmektedir. Havacılıkta oluşan diş ağrılarına ise “aerodentalji”adı verilmektedir.
Bu durumdaki diş ağrısı şu şekillerde gelişir:
1. Kök dolgusunun altında veya diş dokusunda genişleyerek çevresine baskı yapan hava kürecikleri sinir hücrelerini uyarır.
2. Derin dolguların altındaki kronik diş ağrısının şiddetlenmesi
3. İstatistikler barodentaljiden yakınan hastaların büyük bir çoğunluğunda dişlerinde infeksiyon, çürük, derin dolgular , kist, sinüzit veya yakın tarihte cerrahi müdahale hikayesi bulunduğunu göstermektedir.
4. Sinüzit diş ağrısını taklit eder . Ayırdedici özelliği daldıktan sonra yukarı çıkarken meydana gelmesidir.Ağrının şiddeti barometrik stres süresinin uzunluğu ile orantılıdır.
5. Diğer bir ağrıda dalgıçların hava regülatörlerini şiddetli ısırmalarından kaynaklanan diş ve diş eti ağrılarıdır. Ağız spreyinin bir çok kişi için küçük olması bu duruma yol açmaktadır. Dalgıçların lastik koruyucularla apareyi kullanmalari bu sorunu çözecektir.
6. Diğer bir sorunda paraşütçülerin soğuk ve çarpmalar nedeniyle karşılaştıkları diş ve dudak yaralanmalarıdır. Paraşütle atlıyanların dudak korucuları sürmeleri ve çarpmalar için sporcuların kullandığı ağız ve diş koruyucularla apareyi kullanmaları bu sorunu çözecektir.Ağrı hissedildiğinde vakit kaybetmeden dişhekimine baş vurulmalıdır.
Sualtı Dalışları
Sualtı Dalışları Basınçlı tüplerden gelen hava çürük veya hatalı restorasyonun kenarından dişin içerisine girer. Yukarı çıkarken basınç düşer. Genişleyen hava dentin tıkanalcıklarına baskı yapar. Ağrının sebebi bu basınçtır. Dalgıç tüplerinde oksijen (O2) ve nitrojen (N2) bulunur. Bazı dalgıç tüplerinde ise nitrojen yerine helyum (He) kullanılır böylece daha düşük viskozitede bir gaz karışımı elde edilmiş olur. Bu karışım diş dokusu içine girip orada çözünebilir niteliktedir. Basınçlı gaz doku içine iki yol ile girer:
1. Restorasyon ile diş arasında veya dolgu ile diş arasında veya dolgunun içerisinde boşluklar var ise basınç farkı sebebiyle bu boşluklar basınçli hava tarafından istila edilir.
2. Vücut sıvılarında çözünen gaz, sıvı dolaşımı ile diş dokuları içerisine girer. Dalgıç yukarı çıkarken düşen basınç sebebiyle buradaki çözünmüş hava köpüklenir. Hava hangi yol ile diş dokularına girerse girsin,sonuçta dış ağrısına sebep olur. Hatta bir dişi patlatabilir veya kırabilir.
Uzun vadede etkisi Alman Deniz Kuvvetleri’nde 1291 denizaltı personeli ve 1289 balıkadamın incelendiği 9 yıllık bir çalışmada daha derine dalanların uzun vadede daha çok diş kaybettikleri tespit edilmiştir. Bir başka uzun vadeli çalışmada dalgıç ve denizaltı okuluna giren öğrenciler okula girişlerinde ve 10 yıl sonrasında incelenmişler. Daha fazla basınca maruz kalan dalgıçlarda problemli diş %300, kuronlu diş %900 artmiş. Daha az basınç değişimine maruz kalan denizaltıcılarda problemli diş %186,kuronlu diş %375 artmış.
Malzeme seçimi Basınç değişiminden dişleri korumak için sızıntının durdurulması gerekir. 60 tane çekilmiş diş üzerinde kuron yapıştırıcısı olarak kulanılan çinko fosfat siman ve rezin esaslı siman birbirleri ile sızıntı bakımından karşılaştırılmış; basınç 0 ile 3 atm arasında 15 defa değiştirilmiş. Daha sonra kuron kenarından sızıntı olup olmadığına bakılmış.
Sonuçlara göre:
Çinko fosfat siman taşıyan 20 dişin hepsi her tarafından hava kaçırıyormuş.
Cam iyonomer siman taşıyan 20 dişin 7 tanesi sızıntı yapmış.
Reçine esaslı siman sızıntı yapmamış. Bunun sebebinin muhtemelen dentin kanallarının reçine ile tıkanmış olması ve malzemenin esnek olması gösterilmiş.
Dalgıç, pilot gibi basınç değişimine maruz kalan hastaların kuronlarının reçine esaslı siman ile yapıştırılması önerilmektedir. Diş hekiminizin yapacağı kuron restorasyondan sonra kullanılan malzeme tam seramik ise reçine esaslı siman ile yapıştırılmak zorundadır. Metal destekli de olsa reçine esaslı siman ile yapıştırmak mümkündür ve yöntem olarak dişhekiminiz tarafından bu yöntem tercih edilmelidir. Reçine esaslı simanların klinik olarak da sızdırmazlık açısından daha başarılı oldukları bilinmektedir.
Dikkat edilecek noktalar
* Dalgıçlar,pilotlar, hostes ve uçuş/dalış mürettebatı periyodik ağız sağlığı kontrolü olmalıdır.
* Böyle hastaların muayenesinde her dişe canlılık testleri yapılmalı, röntğen ile apikal lezyon veya kist aranmalı, kötü dolğularlar tekrarlanmalı, varsa çürükler temizlenmelidir.
* Yeni çekilen ve geçici dolgular bulunan, kanal tedavileri tamamlanmamış dişler şiddetli ağri ve iyileşmede gecikmelere yol açabilir.
* Hareketli protezleri olan hastaların protezin uyumunun iyi olması, gerekiyorsa düzeltilmesi hatta yeniden yapılması gerekir. Veya implantlarla protetik bir çözüm bulmak uygun olabilir.
* Ağız apareylerinin plastik parçaları maliyeti arttırmakla birlikte dalış emniyeti açısından büyük önem taşımaktadır.
| Anasayfa | İmplant | Diş Beyazlatma | Diş Estetiği |
| Hakkımızda | Laminate Veneer | Porselen | Blog |
Tüm Hakları Plusdent Diş Kliniği'ne Aittir.
Site içeriğinde bulunan bilgiler bilgilendirmek içindir, bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez